Senin cenazen

Kas 17

Nasıl bilirdik?

İyi bilirdik.

Şu etraftaki gözyaşlarına, şu kefene sarılmış sana, şu siyahlara bürünmüş ve tüm kalbi ile kanayan ailene bakarken bile içten bir şekilde “iyi bilirdim” diyemiyorum senin için. Belki iyiydin. Keşke biraz ben de görebilseydim o halini. Evlatsın sevilirsin, ablasın sevilirsin. Benim neyimdin? Ne sıfatla buradayım. Baş sağlığına geldim ama erkek tarafı mı kadın tarafı mıyım? Ne tarafa ağlayacağım? Kimdim ben senin için? Varlığının yokluğundan daha acı olduğunu binlerce kez dile getirmişken bile ben, sana söyleyemediklerimin mevcut acısına acı eklemen gerekli miydi şimdi? Vakti değildi Nesli. Daha değildi. Canını daha acıtacak kelimelerim, o kelimelerimle dolduracağım çok mektubum vardı benim. Bu kadar kolay kurtulamamalıydın benden. Keşke zaten siyah giyinmeyi seven bir insan olmasaydım. Pembe sevseydim kazaklarımda, kırmızı sevseydim montlarımda. Şimdi senin ölümüne üzüldüğümü zannedecekler, yas tutmaya geldiğimi zannedecekler. Ah keşke bu kadar acıtmasaydın canımı, söyleyemediklerim hırslara dönüşüp dökülmeseydi gözlerimden. Şimdi gözyaşlarımı görüp, öldüğüne üzüldüğümü zannedecekler. Belki biri gelip seni bana soracak, “neyiniz olurdu?” diyecek. “Bir gün topumu salon duvarıma fırlattım. O top masamın kenarına çarptı.” diyeceğim. “Nesli de çarptığı yerde tavşana dönüşen topun salon ışığı eşliğinde masaya vuran gölgesiydi.” diyeceğim. Anlamayacak. Manyak herhalde bu dedikten sonra gidecek. Belki akraban olacaktır bilemiyorum. Umarım bana kimse kim olduğumu sormaz. Ben bile senin için kim olduğumu bilmiyorum.

Hangisi daha acı bilmiyorum, hatırlamazken beni seni kazanmaya daha vaktim olduğunu düşünmem mi ya da hatırlarken beni bu kadar uzakta tutman mı? Hiçbir türlü vakit yok. Hiçbir sözüme yetmedi zaman. Şu anda sen yoksun. Yok olmak bir insana yapabileceğin en kötü şey. Var ol! Hemen ol! Bana bugüne yaptıklarını affetmeyeceğim ama potansiyel görüyorum Nesli. Anlatmaya fırsatım olsun ne olursun. Sonunda anlamasan bile diğer türe bir umudum olabilsin. Şimdi ne umut var ne de bir şey. Şey yok ya şey yok. Şey kelimesini her türlü kullanabilirsin aslında. Joker gibi düşün. Ölü birine şey bile işlemez. Şey diyemezsin. Sana şey diyebilmek istiyorum. Uyan, şaka yaptım de Nesli. Sana bu kadar diyeceğim varken ölemezsin. Sen bile bu kadar acımasız olamazsın. Ah lanet olsun, dizlerimin üstünde ağlıyorum şimdi. Kesin seni çok sevdiğimi ve acı çektiğimi zannedecekler. Bilmiyorlar ki aslında nefret ediyorum. Sana hiddet duyuyorum. Hiç vakti değildi. Daha kötüsünü yapamazsın diyordum ama bu şey…

Ölü birine şey işlemez.

Sen beni nasıl bilirdin?

 

Visit us on Google+