Köşeyi dönmek

Eyl 27

İlk ergenliğini tam yaşadığı için ikinci kez ergenliği yaşadığının farkına varabilen yetişkin bir adam vücudunda küçük bir çocuğu güldürüyorum şu anda. Hareketlerime gülüyor bu çocuk. Yaptıklarım onu güldürüyor. Şaşırtıyorumdur belki bilmiyorum. Hani bebeklere saçma suratlar yaparsın da ne yapacağını bilemediği ve acı duymadığı için kahkaha atmaya başlar ya. O içimdeki çocuk şu anda gülüyor ama aslında ağlaması lazım farkında değil. Böyle başa çıkıyoruz sanırım acılarımızla ya da kafamızda doldurmaya çalıştığımız soru işaretleri ile. Güzel bir müzik çalıyor gene. Hani seninleyken çalardı ya. Gene çalıyor. Bu sefer ben açıyorum o müziği. Duyuyor olmamın nedeni kafamın içi değil, nedeni 20Hz. Hertz Nesli. Hertz yüzünden duyuyorum seni. Gittikçe duygularımı köreltiyor, etrafımdaki güzelliklere kendimi körleştiriyorum. Hani can sayın vardır, ölsen de oynamaya devam edebilirsin ya bir oyunu. Ben şu an yandığın zaman en başa döndüğün bir oyunu oynuyorum. Ah dünyanın en kötü oyununu oynuyorum. “Konu kirpik olduğunda büyük düşün” reklamlarını atlayarak dinlemeye çalıştığım ve bilerek kendimi üzmek için dinlediğim müziklerde gene ve hala sen varsın. Sen bıktın ya bu durumdan ben birmilyonyüzmilyar bıktım. Gitsen mi artık aklımdan? Artık yok olur musun?

Herkes köşeyi dönme fikrinde. Olay para değil kimse için. Olay hadese. Hep bu olmuş. Bırakamıyorlar, bir şeye tutunmaları lazım. Tüm billboardlara kocaman harflerle hadese reklamı versem, tüm birikimimi harcasam acaba biraz farkındalık yaratır mıyım? Ya da şehrin merkezinde, o meydanda “hadese” diye bağırsam beni manyak mı zannedeler ya da kelimeye odaklanırlar mı bilmiyorum.

Hiddetliyim ve şiddet doluyum ama beni üzen insanların yüzüne bir şey demeyi tercih etmekten ise susuyorum. Hep bu değil miydi zaten benim olayım. Susmak. Hiddet ve şiddet dolu iken gene kibar oluyor gene insanları anlamaya çalışıyor ve bunu yaptıkça uzaklaşıyorum. Bunu yapabildiğim için kendime daha çok odaklanıyor, şu üzgün halimde bile kendime kıyamıyor ve dünya yok olsun diyorum. Ben değil, ben mutlu olayım dünya yok olsun. O dünyada sen de varsın. Dünyaya da kıyamıyorum. Sen hastalandığından beri 3 sene geçti. Ölümcül değil miydi o? Bu benim istediğim son şey olsa da yok olsan mı acaba. Şu süregelen acımdan kurtulsam, anlık bir bıçak saplansa kalbime. Ağlarım belki biraz ama sonra yokluğuna alışırım. Sen varken yokluğuna alışamıyorum. Sen yok iken alışmak istiyorum artık.

Şu köşe yaz köşesi, yaz köşesine kış geldi. Bir asır geçmiş gibi. Artık aynı yolda yürümeye çalışmasam da en yakın U’dan dönsem mi Nesli?

Bir şey de artık, dayanamıyorum. BİR ŞEY DE NESLİ.

Visit us on Google+