Korku ve dönüştüğü şeyler

May 14

Senin nasıl olduğunu iki saniye bilme isteğim ile senin beni gördüğünde yaşatacağın acının sınır çizgisi üzerindeki denge noktasının üstündeyim. Her gün her dakika senin yaşadığın evin önünde beklerken buldum kendimi. Nedenini bilmiyorum. Yanlış olduğunun ben de farkındayım. Muhtemelen polis abiler de farkında olacaktır. Ne yapıyorum peki ben Nesli? Tek sen misin bu dünyada. Hayır. Peki neden hala tek sensin. Bilmiyorum. Gitsem mi kalsam mı, bir şeyler mi söylesem. Ne desem farkederdi? Deneyimlemeden öğrenmiş bireye doğruyu anlatmak ne kadar tesir ederdi? Nesiller boyunca öğrenciler öğretmenlerinden bu yüzden nefret etmemişler miydi? Bir insana daha önce farkettiği bir şeyi farklı açıdan anlatabilmek ne kadar zordur. Ah. Ben daha bugüne kadar evet öyledir belki demedim mesela. Sana nasıl dedirtebilirim? Doğru bir insansın ama yanlış yapıyorsun nasıl derim? Sana bu kadar doğru demişken yanlış kelimesini sana sarf ettiğim cümlelerimde nasıl kullanabilirim? Çok geçtin. İçinde yaşını dört parmak ile sayabilecek kadar yaşlı ama genç kelimesinin eşanlamlısı bile olamayacak kelimelerle tanımlanamayacak kadar yaşlı. Nasıl derim sana şu anda en azından kavramını, bilinç olgunluğu denilen şeyi. Olgunluk kelimesini seni tanımlayan sıfatların önüne koyman gerektiğini ve “benim içim çocuk” savunmasının geçerli olmadığı dünyayı. Anlatamam. Zamanında da anlatamamışım ki şu anda sana mektuplarımın ulaşma hissiyatı değil artık bu mektubun senin dışında okuyan kişilerin duygularını acıtasyonma ihtimaline karşı yazıyorum.

Ben daha ne yapayim Nesli? Ne yapayim ne olur bana yaz,
Yazar

Visit us on Google+