Keşke ölmesen

Nis 19

Anne bugün sana yazıyorum, Nesli’ye ulaşamıyorum artık.

Anne çok insan var. Dünyada tek türde ve çok çeşitte insan var. Hangisine hitap ettiğimi bulamıyorum artık. Hep diyordun ya “oğlum, yalnız kalacaksın”. Birlikte yalnız olamadığım insanı bulmaya çalışıyorum. Söz veriyorum sana ki seçici davranmıyorum. Kimsede Nesli’yi aramıyorum. Sadece kimsenin beni aramadığını fark ediyorum artık. Artık insanlar o kadar vazgeçmiş ki aramaktan, aranmaya o kadar odaklanmış ki. Senin dediğin gibi yaptığıma yemin ederim anne. Sadece bana değer verene bakıyorum. O kadar yoklar ki. Değer verme kavramını unutmuşlar artık insanlar. O kadar nefret dolular ki. Nefret etmeye o kadar hazır. Hazırlar vurmaya, o kadar hazırlar ki kavga etmeye. Fırsat arıyorlar. İnsanları sevmeyi unutmuşlar anne. İnsanlar anlayış göstermeyi unutmuşlar. Kedileri tanıdıkça insanları ne kadar sevmediklerini farketmişler güya ama bunun ne kadar olmaması gerektiğini farkedememişler. Kimsenin savaşmaya hali yok ama hep bir savaş halindeler.

Keşke bana öğretmeseydin. Sana çok karşı gelen davranışları sergilediğimde “sana zarar vermeyecekse ve sen mutluysan yap” demeseydin. Bencilliği öğretseydin anne. Sahtelik nedir öğretseydin. Sen bilmezdin biliyorum da bana öğretebilseydin. Beni hayata hazır edebilseydin. İnsanların gözlerinde parıltı yaratmayı çok güzel beceriyorum da devamını bilemiyorum. Sen bana bir birey olmayı öğrettin, sen kendi kendime bana yetebilmeyi öğrettin. Bir insan yarım iken onu tamamlayan insan olabilmeyi öğrenemiyorum anne. Herkes yarım artık bu dünyada. Herkes zarar görmüş. Keşke beni yarasız salmasaydın bu dünyaya. Ortama ayak uyduramıyorum anne. Yara sarmayı, yarar sağlamayı öğrenemiyorum anne. Bir insan bana “bana bunları yaşattılar uzaklaştım” dediğinde kendime yaklaştırmayı bilemiyorum. O kadar güzel geliyorumki ortamda, “güzelim” diyemiyorum, bana “güzelsin” diyene “evet” diyemiyorum. Yüzüm kızardığında benimle dalga geçenlere karşı duramıyorum anne. Yüz kızarıklığı bile zayıf insan davranışı olmuş bıraktığın dünyada.

Sahte olmayı öğrenmeye çalışırken bunu kendime yakıştıramıyorum anne. Sahte olmayı öğrenmeye çalışmamı bile kendime yediremiyorum, ama başka türlü yaşayamıyorum anne. Dudakları gülümsetebiliyorum da kendimi güzel duygularla gülümsetemiyorum anne. Benim sayemde kahkaha atan insanlar bana dokunmak istemiyorlar. İstetemiyorum anne. Bütün dünyayı hadeseye yönlendiren dünyada ayakta kalmayı becerebilmek için isyanı düşünen zeki beyinler bile güçlü diye kötünün yanında olmayı tercih etmişler. Kötü ile nasıl tanışırım onu bile bilemiyorum anne. Toplumda yalnızlaşıyor, sessizleşiyor ve sesim çıktığında inanılmaz dikkat çekiyor ama yandaş bulmakta sessizliğe konuşuyorum. Onlar yok oldukça savunduğum şeylere inanmakta güçlü çekiyor, senin dediğin gibi inandığım yönde ilerleyemiyorum. Yollarıma engeller koyuyor, ben yürürken dalga geçip bana taş atıyor ve bana 10 dakikada inandığını söyleyen insanlar taş atanlara katılıyorlar anne. O kadar azınlıktayım ve kaybediyorum ki yanımda olmayanlara hak veremeden geçemiyorum anne. Ben de ben olsam yanımda olmazdım. Sen bu savaştan emekliye ayrıldın, hiç savaşmış mıydın? Doğru olduğunu bildiğim değerlere artık sahip çıkamıyorum. İstiyorum. Henüz vazgeçmeye hazır değilim. Çok yalnızım anne.

Keşke ölmesen,
Yazar

Visit us on Google+